Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan davalara rağmen cumhurbaşkanı adaylığının kesin olduğunu belirtti. Milletin yetkiyi verdiğini ve milletin alacağını vurgulayan İmamoğlu, iktidarı erken seçime davet etti.
Kendi adaylığının önündeki hukuki engellere değinen İmamoğlu, "Yetkiyi millet verir, millet alır" diyerek adaylığının devam ettiğini söyledi. Parti olarak birçok kaliteli aday çıkarabileceklerini belirten İmamoğlu, sonuç ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletin iktidarını kurmak için üzerine düşen görevi yapacağını ifade etti.
İktidarın Anayasa'daki dönem sınırını nasıl aşacağını merak ettiğini dile getiren İmamoğlu, kendisinin yarışamadığı bir seçimin Cumhurbaşkanının meşruiyetinin bittiği bir seçim olacağını savundu. Ayrıca, iktidara geldiklerinde önceliklerinin dar gelirliler, emekliler, kadınlar ve gençler olacağını, ancak zamanlarını sorunlara pansuman yapmak yerine kalıcı çözümler üretmek için harcayacaklarını belirtti.
Adalet, ekonomi ve eğitim alanlarında köklü reformlar yapacaklarını, yargıyı bağımsız ve erişilebilir kılacaklarını, emekliler ve asgari ücretliler için vatandaşlık geliri programı oluşturacaklarını, sanayiyi canlandıracaklarını ve kaliteli, parasız eğitimi yaygınlaştıracaklarını vaat etti. İmamoğlu, günümüzdeki demokrasinin "üçüncü ters dalgası" olduğunu ancak değişimin uzak olmadığını, Türkiye'nin yeni demokrasi dalgasının öncülerinden biri olacağını ifade etti.
Değer siyasetinin bir vitrin olmadığını, güvenlikle doğrudan ilgili olduğunu ve Türkiye'nin değer siyasetiyle hem güvenliğini hem saygınlığını hem de etki alanını artırabileceğini savundu. AB ile tam üyelik hedefinin devam ettiğini belirten İmamoğlu, Avrupa'nın yeni düzenini kurarken masada olmak istediklerini söyledi.
İsrail'in Türkiye'yi doğrudan hedef almasının bedelinin ağır olacağını bildiğini ve asıl riskin Suriye sahasında olabileceğini öngördü. Kürt meselesinin sadece güvenlik değil, aynı zamanda demokrasi meselesi olduğunu vurgulayan İmamoğlu, Türkiye'nin Kürt meselesini çözerek iç barışını tahkim edememesi durumunda gerçek bir bölünme riskiyle karşı karşıya kalabileceği görüşünü paylaştı.
İktidarın "Terörsüz Türkiye" dediği çözüm sürecini desteklediklerini ancak aynı zamanda demokrasiyle ilgili diğer sorunlar için de mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini belirtti. İmamoğlu, Selahattin Demirtaş'ın özgürlüğüne kavuşması çağrılarını yineleyerek, kendisinin de benzer uzunlukta bir süreç beklemediğini, bu yola her türlü bedeli ödemeyi göze alarak çıktıklarını ifade etti.
ABD Başkanı Trump'ın Maduro'ya yaptığı gibi eylemleri açıkça eleştirmek gerektiğini belirten İmamoğlu, Türkiye'nin Batı'dan icazet arayan değil, güvenilir bir üye olmak istediğini söyledi. İstanbul'u yönetirken edindiği tecrübeyle nerede temkinli durulması gerektiğini bildiğini ve devlet hassasiyetiyle hareket ettiklerini vurguladı.
Erdoğan'a benzetilme konusuna ise, benzerliklerin değil farklılıkların halk tarafından görülmesi nedeniyle Erdoğan'ın kendisine tahammül edemediğine inandığını belirterek yanıt verdi. Hukuk varsa delilin konuşacağını, yoksa tarihin konuşacağını ifade ederek, iddianamesine güvenenlerin duruşmaları canlı yayınlayabileceğini söyledi.
Son olarak, kendisinin ve ekibinin operasyonun olacağını bildiğine dair iddiaları reddederek, böyle bir operasyonun kimse tarafından öngörülemeyeceğini, ancak milletle konuşmayı tercih ettiğini belirtti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile aralarında bir makas açılması ihtimalinin olmadığını, uzun bir yola birlikte çıktıklarını ve siyasi mühendisliklere yenilmeyeceklerini söyledi.