Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi, babasının 47. ölüm yıldönümünün hemen ardından vizyona girecek olan ve Abdullah Çatlı'yı kahramanlaştıran bir filmle ilgili duygularını ve yıllardır süren adalet mücadelesini dile getirdi. İpekçi, babasının 1 Şubat 1979'da, 50 yaşındayken, Milliyet gazetesine giderken trafik sıkışıklığında aracında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesini anlattı. Saldırganın otuzdan fazla ateş ettiği ve İpekçi'nin kurşunlardan birinin cebindeki kalemi parçaladıktan sonra kalbine isabet ettiği belirtildi. Saldırgan olarak Mehmet Ali Ağca'nın kimliğinin belirlendiği, ancak Ağca'nın firar edip yurt dışına kaçırıldığı ve Abdullah Çatlı'nın tetikçilerinden olduğu bilgisi paylaşıldı.
Nükhet İpekçi, 47 yıldır süren adalet mücadelesinde eksik kalanların olduğunu, çünkü asıl meselenin sadece ceza olmadığını, resmi bir açıklama ve hakikatlerin gün yüzüne çıkması gerektiğini vurguladı. Devlet içindeki bazı odakların, bilgi ve belge imhalarının, siyasi irade eksikliğinin ve örtbas etme çabalarının adaletin tam olarak sağlanmasını engellediğini ifade etti. Gazetecilerin ve hukukçuların bu süreçte büyük çaba gösterdiğini, ancak sonuç alınamadığını belirtti.
Genç kuşakların bazı isimleri "kahraman" olarak görmesine neden olanın bilgisizlikten ziyade, olayların çarpıtılarak sunulması ve şiddetin yüceltilmesi olduğunu söyledi. İpekçi, devletin içine sızanlarla cinayetleri işleyenlerin iç içe geçtiğini, bu durumun MİT, Genelkurmay gibi kurumların raporlarının incelenmesiyle daha net anlaşılabileceğini savundu. Babasının ölümünün bireysel bir cinayet değil, sistemsel şiddetin bir parçası olduğunu vurgulayan İpekçi, Abdullah Çatlı filmiyle ilgili olarak, tanıtım fragmanındaki "Yakalanırsak devletle alakamızın olmadığını iddia edeceğiz" cümlesinin dikkat çekici olduğunu ve filmin bazı üstü örtülmüş kanıtları gün yüzüne çıkarabileceğini umduğunu ifade etti. Babasının bir kahramanlık mücadelesi vermediğini, sadece insanları kucaklamaya çalıştığını belirten İpekçi, şiddetin kahramanlık olarak sunulmasına karşı çıktı. Abdi İpekçi cinayetinin bir Gladio cinayeti olup olmadığı sorusuna ise, dönemin Kontrgerilla Raporu ve devlet içindeki yapılanmalara işaret ederek, bu soruların resmi olarak yanıtlanmasını beklediğini dile getirdi.